Prof. Dr. Bülent Yıldırım, karaciğer yağlanmasının belirti vermeden ilerlediğini ve kalp-damar hastalıkları ile ilişkili olduğunu vurguladı.
Memorial Antalya Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Bülent Yıldırım, karaciğer yağlanması hakkında toplumda doğru bilinen 10 yanlış bilgiyi ve hastalığın tedavisinde dikkat edilmesi gereken kritik noktaları detaylandırdı. Prof. Dr. Yıldırım, erken dönemde genellikle belirti vermeyen bu hastalığın kalp-damar hastalıkları, insülin direnci ve tip 2 diyabet gibi ciddi metabolik sorunlarla ilişkili olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Bülent Yıldırım, karaciğerin sessiz ancak hayati bir organ olduğunu vurguladı. Karaciğer yağlanmasının toplumda sıkça görülen önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirten Yıldırım, belirtiler ortaya çıktığında genellikle geç kalınmış olabileceği uyarısında bulundu. Bu nedenle, şikayetleri beklemeden sağlıklı beslenme, aktif bir yaşam tarzı ve düzenli sağlık kontrollerinin önemini dile getirdi.
Yıldırım, karaciğer yağlanmasının en sık nedeninin alkol olmadığını, aksine fazla kilo, şeker hastalığı ve hareketsiz yaşam tarzı olduğunu belirtti.
Basit gibi görünen karaciğer yağlanmasının yıllar içinde ciddi iltihaplanmaya ve ardından siroz gelişimine yol açabileceğini ifade etti.
Prof. Dr. Yıldırım, karaciğer yağlanmasının çoğu zaman hiçbir belirti vermediğini, bu sebeple yaşa uygun düzenli sağlık kontrollerinin kritik önem taşıdığını vurguladı.
Kan testlerinin normal çıkmasının bile, ilerlemiş yağlanma veya siroz gibi karaciğer hastalıklarının varlığını dışlamadığını açıkladı.
Normal kilolu bireylerde de karaciğer yağlanması gelişebileceğine dikkat çeken Yıldırım, özellikle bel çevresi geniş olanlar ve şeker hastalığı bulunanların risk altında olduğunu belirtti.
Bazı hastalarda ilaç tedavisi gerekse de, en etkili tedavi yönteminin sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve kilo kontrolü olduğunu dile getirdi.
Bilimsel olarak kanıtlanmamış bitkisel ürünlerin faydadan çok zarar verebileceği uyarısında bulunan Yıldırım, bazı ürünlerin karaciğere zarar vererek kan değerlerini yükseltebileceğini ve hastane yatışı gerektirebileceğini ekledi.
Vücut ağırlığının yüzde 5-10’unun kaybedilmesinin bile karaciğer yağlanmasını ve iltihabı önemli ölçüde azalttığını, bunun tedavinin en önemli parçası olduğunu ifade etti.
Bu hastalığın aynı zamanda kalp krizi, felç, böbrek hastalığı ve tip 2 şeker hastalığı riskini artırdığını belirtti.
Erken dönemde alınan tedbirler ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla karaciğerin büyük ölçüde toparlanabileceğini, bu nedenle erken tanının hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi.
Reklam & İşbirliği: [email protected]