Prof. Dr. Reşit Sevimli, gece uykudan uyandıran ağrıların ve büyüyen şişliklerin kas-iskelet sistemi tümörü belirtisi olabileceğini belirtti. Erken tanı hayat kurtarıyor.
Ortopedi Uzmanı Prof. Dr. Reşit Sevimli, gece uykudan uyandıran inatçı ağrıların ve vücutta fark edilen büyüyen şişliklerin kas-iskelet sistemi tümörlerinin önemli belirtileri olabileceği konusunda uyardı. Sevimli, erken tanı ve doğru tedaviyle hastaların yüzde 90’ından fazlasında uzuv koruyucu cerrahi uygulanabildiğini vurguladı. Bu belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini belirtti.
Prof. Dr. Sevimli, kas-iskelet sistemi tümörlerinin kemik, kas, kıkırdak ve bağ dokularından köken alabildiğini aktardı. Bu kitlelerin iyi veya kötü huylu olabileceğini, kötü huylu olanların “sarkom” olarak adlandırıldığını ifade etti. Sarkomların çocuklardan ileri yaşa kadar her grubu etkileyebildiğini ekledi.
Uzman isim, inatçı, geçmeyen ve özellikle gece uykudan uyandıran kemik ve kas ağrılarının en tipik belirtilerden biri olduğunu belirtti. Hastaların genellikle bu ağrıları basit incinme, spor yaralanması veya “büyüme ağrısı” diyerek geçiştirdiğini dile getirdi. Ağrı dinlenmekle geçmiyor ve şiddetleniyorsa dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.
Ağrının yanı sıra kol, bacak veya gövdede fark edilen, zamanla büyüyen ağrılı ya da ağrısız şişliklerin de önemsenmesi gerektiğini Prof. Dr. Sevimli aktardı. Bazen hiçbir belirti vermeden, hafif bir düşmeyle kemikte ani bir kırılma meydana geldiğini de söyledi. Sevimli, bu duruma patolojik kırık adını verdiklerini ve arkasından tümör teşhisi koyduklarını ifade etti.
Prof. Dr. Sevimli, geçmişte uzuv alınmasının daha sık gündeme geldiği kemik kanseri tedavisinde önemli bir değişim yaşandığını belirtti. Gelişen cerrahi teknolojiler, radyoloji ve onkolojideki ilerlemeler sayesinde hastaların yüzde 90’ından fazlasında uzuv koruyucu cerrahi uygulayabildiklerini ifade etti. Temel hedefin tümörü vücuttan tamamen temizlerken hastanın kendi uzvunu korumak olduğunu vurguladı. Ameliyat sonrası yürüme, basma, kolları kullanma gibi fonksiyonların sürdürülmesinin amaçlandığını ekledi.
Tümörlü dokunun çıkarılmasının ardından oluşan boşluğun farklı yöntemlerle yeniden yapılandırılabildiğini anlatan Prof. Dr. Sevimli, kemik bankalarından alınan kemikleri, hastanın kendi vücudundan alınan kemikleri veya modüler tümör protezlerini kullandıklarını dile getirdi. Son yıllarda 3 boyutlu yazıcı teknolojisi sayesinde leğen kemiği veya omurga gibi zor bölgelerde hastanın tomografi görüntülerine uygun, kişiye özel titanyum implantlar üretebildiklerini ve uygulayabildiklerini kaydetti. Cerrahide kullanılan navigasyon sistemlerinin de tümörlü dokunun hassas biçimde çıkarılmasına yardımcı olduğunu ve cerrahi planlamaya katkı sağladığını belirtti.
Prof. Dr. Sevimli, tedavide en kritik iki noktanın erken tanı ve biyopsinin doğru şekilde planlanması olduğunu vurguladı. Kas-iskelet sistemi tümörlerinden şüphelenildiğinde rastgele bir cerrahi müdahale veya hatalı bir biyopsinin hastanın uzuv kurtarılma şansını tamamen yok edebileceğini ifade etti. Bu nedenle belirtiler fark edildiğinde mutlaka bu alanda uzmanlaşmış ortopedik onkoloji merkezlerine başvurulması gerektiğini dile getirdi. Tedavinin ortopedik onkoloji, tıbbi onkoloji ve radyoloji gibi farklı disiplinlerin birlikte değerlendirmesiyle planlanmasının önemine işaret etti. Erken tanının hem hastalığın kontrol altına alınması hem de hastanın fonksiyonlarının korunması açısından kritik olduğunu belirtti.
Reklam & İşbirliği: [email protected]